Tuesday, June 21, 2016

1. Ortak Hikayemiz (Son cümle için giriş tarihi: 26 Haziran, 20:00)


Yağmurlu bir akşamüstü, Köprüaltı'nda çayımı yudumlarken fark ettim onu...

10 comments:

  1. Ufukta büyük bir gemi Marmara'dan Istanbul'a geliyordu. Gemi çok uzak olduğu için savaş gemisi olup olmadığını belli değildi. Bayraklarını da göremiyordum ama bu gemi normal Boğaz'daki gemiler gibi görünmedi.

    ReplyDelete
  2. Gemi bana yaklaşırken bayrağının kahverengi olduğunu gördum ama bayraktaki tuhaf sembolü hala tanıyamıyordum. Kısa süre içinde pis bir koku köprüye doğru esmeye başladı ve geminin üzerinde pek çok kuşun uçtuğunu fark ettim. Birden, yanındaki masada oturan adam gemiye bakıp ters yöne koşmaya başladı.

    ReplyDelete
  3. Yangın yayılıncaya kadar alev hisarı gibi bizi çevreledi. Sağdan sola baktığımız halde, kaçabildiğimiz yolu görmedik ve korkudan etkilendik. Ama tam o sırada, yalazlardan tuhaf bir biçim ortaya çıkmaya başladı.

    ReplyDelete
  4. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  5. Yaşlı bir adam bana ulaştı ve bir gülü elime koymak isterdi ama onun para istediğini sandığım için çiçeğini reddettim. Reddetmeye rağmen bana gülü vermekten vazgeçmiyordu ve on dakikadan sonra hala masanın yakında ayakta duruyordu. Onu baktığım zamanda tekrar isteyip istemeceğimi diye soruyordu ve çay içtikten sonra ondan caydım ve hayatından bahsetmeye başladık. O çok müşfik bir insan olduğunu her tür insana gülü veriyordu ama özellikle istemeyen insanlara vermeyi sevdiğini bana söyledi çünkü en ihtiyaclı olduğunu zannediyordu. Çok acayip bir tecrübeydi ama aynı zamanda bir kişi tanışmadan önce kişiliğini karara vermemek için çok eğiticiydi. Hala arkadaşlarıyız ve şimdi gülleri beraber dağıtıyoruz!

    ReplyDelete
    Replies
    1. This comment has been removed by the author.

      Delete
  6. Uyanınca ben ve kardeşim bir hastane yatağındaydık ve pencerenin açık olduğunu fark ederek zar zor kalkıp etrafıma bakmaya çalıştım. Ancak hiç duramadım çünkü bacağım kazada bozulmuş. Güllü adama yine düşünmeye başladım. Neden bunu o kadar açıkça hatırladım? Acaba yangında oksijenin yeterli derecede olmamasından bilinçsiz oldum mu? Yoksa bu daha anlamlı bir şey miydi, yani tasavvuf gibi miydi?

    ReplyDelete
  7. Kardeşim yanındaydı ve hâlâ uyuyordu. Odamızda bir televizyon açıldı ve ekranda haberler bildiriliyordu. Haber spikerinin altında büyük haflarla “TYATRO PERFORMASI YANLIS GİTMİŞ” yazıldı. Muhabir Beşiktaş’taki Deniz Müzesinde yeni bir sergi Osmanlı dönemlerde su savaşları ilgili açılacakmış ve onun açılışı kutlamak için, hükümet bir tiyatro grubu işe almıştı. O grubu Boğaz’da bir gösteri yapılacaktı, taklit silahlarla tabii ki, ama, bir kişi tekneye gerçek bir bomba gizlice getirmişti!

    ReplyDelete
  8. Birdenbire görültüyle kapıyı çalıp polisler öfkeyle odama içeri dalıp diger hasta olanlara "giy ve çık" diye emrettiler. Kardeşimi kelepçelemeye başladılar ve onları durmak istememe rağmen hiç ses çıkaramadım. Kardeşimi sorgulamak için aldıkları söylediler ve beni hastane odasında yalnız bıraktılar.

    ReplyDelete
  9. Şu anda çok şaşırdım. Bundan sonra yapmam lâzim hiç bir fikrim vardı. Kardeşimi nereye alacaklar acaba? diye kendime merak ettim. Üstelik, neden kardeşimi aldılar? Suç mu işlemiş, ya da polis kardeşimi alarak yanlış kişiyi mi almışlar? Hepsini sırdı, ama polisiye kahramalardan biri gibi bu sırı çözmeye karar verdim. İlk önce, nasıl hastaneden bırakmayı anlamak istedim.

    ReplyDelete